Çay dünyada en çok tüketilen maddelerden biri. Yüzyıllar boyunca çay yetiştiriciliği ve ticareti savaşlara yol açtı, sömürgeciliği besledi ve piyasa ekonomisinden sosyal yapıya kadar pek çok alanı etkiledi. Kısacası çayın tarihi sadece bir bitkinin ya da içeceğin lezzet tarihinden ibaret değil.

Erika Rappaport yeni çıkan A Thirst for Empire (İmparatorluğa Duyulan Susuzluk) adlı kitabında çayın uzun ve karmaşık tarihini derinlemesine inceliyor. Kitabın merkezinde, çay endüstrisinin küresel çapta lezzet anlayışını ve tüketici alışkanlıklarını nasıl değiştirdiği sorusuna verilen cevaplar yer alıyor.

Erika Rappaport

California Üniversitesi Santa Barbara’da tarih profesörü olan Rappaport’a göre 17. ve 18. yüzyıllarda çay üretimindeki artışla Britanya sömürgeciliğinin yükselişi arasında doğrudan bir bağ var. Britanya İmparatorluğu sadece çay üretimine önayak olmakla kalmamış, çay ticaretini ve tüketim biçimlerini de belirlemiş. Avrupalıların Çin’den aldıkları çay kültürünü nasıl kendi medeniyetlerine uyarladıklarını anlatan kitap, Afrika ve Güney Asya’da ekonominin şekillenmesinde çayın önemli payını da gözler önüne seriyor.

A Thirst for Empire / Erika Rappaport / Princeton University Press

Çay bitkisinin ve kültürünün tarihi daha önce defalarca yazıldı. Rappaport’un kitabının farkı, emperyalist yayılmacılığı, piyasa ekonomisini ve reklam kavramını merkeze alması. Çayın küresel tarihi diye nitelendirilebilecek eser, alanında bugüne dek yapılmış en kapsamlı çalışma.

Princeton Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan kitap, görsel olarak da zengin bir içeriğe sahip.