Harem üzerine çalışmalarıyla tanınan tarihçi Leslie Peirce, Osmanlı hanedanının en çok tartışılan isimlerinden Hürrem Sultan’ın biyografisini kaleme aldı.

“Empress of the East” (Doğu’nun İmparatoriçesi) adlı kitap, günümüzde Ukrayna topraklarında bulunan bölgeden 13 yaşındayken cariye olarak İstanbul’a götürülen Hürrem’in Sultan Süleyman’ın gözdesi olma hikâyesini anlatıyor.

Leslie Peirce daha önceki çalışmalarında Osmanlı haremine dair Oryantalist klişeleri yerle bir etmişti.  Bu kitapta da Amerikalı akademisyen şunu vurguluyor: Harem bir zevk ve safa mekânı değil, siyasetin yapıldığı ve öğretildiği yerdi.

Peirce’in kitabından, Hürrem’in gerçek adının bilinmediğini öğreniyoruz. Batılılar ona Roxelana demeyi tercih etmiş. Osmanlılar ise “şen” anlamındaki “Hürrem”i uygun görmüş.

Kitap, Hürrem Sultan’ın sıra dışı yükselişini anlatmakla kalmıyor, Osmanlı toplumunda kölelikten aile ilişkilerine kadar pek çok konuyu da bir akademisyen titizliğiyle, ortalama okurun ilgisini çekecek üslupla irdeliyor.

Sultan Süleyman’ın güzel ve zeki Hürrem’e duyduğu ilgi dolayısıyla bazı gelenekleri terk edişi, kitabın içerdiği ilginç bilgilerden.

Peirce çalışmasını mektuplar ve diplomatik yazışmaları tarayarak arşiv malzemesiyle zenginleştirmiş. Yine de Osmanlı tarihinde özellikle kadınlara ilişkin belge yetersizliği dolayısıyla bazı boşlukları yazar kendisi doldurmak durumunda kalmış.

Kitabın yazım sürecinin Muhteşem Yüzyıl dizisinin yayınlanmasıyla çakıştığını söyleyen Peirce, diziden bir şeyler öğrendiğini ancak televizyon dizisiyle kitabın farklı amaçlar güttüğünü belirtiyor.

Leslie Peirce’in kitabı, “güzel, zeki ve baştan çıkarıcı” Hürrem imajını sarsarak Hürrem Sultan’ın devlet yönetiminde köklü değişiklikler yapmış, söz sahibi bir idareci olduğunu gözler önüne seriyor.