Tutuklu gazetecilerden biri de İbrahim Karayeğen… Benim “İbrahim abim”. Abi diyorum, çünkü yaşça benden büyük. Ve tam 28 yıl olmuş okul amfisinde tanışalı… Üniversiteden mezun olduğumuzda birkaç arkada, kendimizi bir radyo projesi içinde bulmuştuk. Özel radyoların yeni yeni filizlendiği bir dönemdi… Gazeteciydik ama radyoculuğa yelken açmıştık. Birkaç girişimci satın aldıkları bir frekansı yayına geçirmek istiyordu. Hiçbir tecrübemiz yoktu, radyo stüdyosunu ancak okulda önünden geçerken görmüştük ama İbrahim abi bizi heyecanlandırmıştı. Deli cesaretiydi.

O dönemde birçok girişimci ve meslek deneyimi olan kişiler fırsat kolluyordu. “Bu iş o kadar kolay değil. Ama benim rehberliğimde sıkıntıları aşabilirsiniz” cümleleri ile başlayıp sonra bizden astronomik danışmanlık ücreti isteyen çoğu İslamcı yardımseverlerden (!) yakamızı zor kurtarıyorduk.

Gençtik, tecrübesizdik. Ümitsizliğe düştüğümüz zamanlar oluyordu ama İbrahim abi her defasında bizi kendimize getiriyordu. Kısa zamanda yayına hazır hale geldik. Heyacanını hiç kaybetmeyen İbrahim Karayeğen’in teşvikleriyle Ankara’da yeni ve çok dinlenen bir radyo vardı artık.

Çok dinleniyorduk ama paramız yoktu. Radyomuza ancak 74 model bir araba alabildik. Eskiydi, vitesi elimizde kalıyordu ama, elimiz ayağımız olmuştu. Arabamız vardı fakat benzinsiz de gitmiyordu. “Abi, bu benzin bizi yolda bırakmasın” dediğimizde İbrahim abi “Besmele çekin yolda kalmazsınız inşaallah” derdi tebessümle… Arkadaşlar şahid, hiç yolda kalmadık.

Bir gün radyoya İbrahim abi’yi iyi tanıyan biri geldi. Ve bir süre sonra radyoda parlemento haberleri vermeye başladı. Şu an iktidar medyasının en saldırgan ve müfteri isimleri arasında… Oysa İbrahim Karayeğen’in peşini hiç bırakmazdı. O dönemde bizim kurduğumuz radyo sayesinde kendi piyasasını oluşturdu ve sonra İhlas Medya’ya geçti.

Geçti de ne yaptı? İhlas’ta çalışırken Cihan Haber Ajansı’nın görüntüsünü izinsiz kullandı ve ciddi bir ceza ile karşı karşıya kaldı. Ne mi oldu? İbrahim abi devreye girdi ve CHA davadan vazgeçti. Hayatının bir çok noktasında İbrahim Abi’nin desteğini gören bu gazeteci şimdi Doğan Medya’da… İbrahim Abi’ye yapılan işkencelerden haberinin olmaması mümkün mü? Yarım ağızla da olsa her sıkıştığında yanında olan İbrahim Karayeğen’e sahip çıkmadı. Yarın yüzüne nasıl bakacak, bilemiyorum.

Bir süre sonra ben ve birkaç arkadaşa bir televizyondan muhabirlik teklifi geldi. Biz “Arkadaşlarla bir yola çıktık, ayrılamayız” derken, İbrahim abi yolumuzu açtı. “Yeni mezunlarla bu işi devam ettiririz, siz teklifi kabul edin” dedi. Biz televizyoncu olduk, İbrahim abi radyoya devam etti. Ama bu süreçte hiç irtibatımız kesilmedi. Ne zaman bir sıkıntımız olsa başbaşa verip çözüm arardık. Radyoculuğun ardından İbrahim abi Zaman Gazetesi’nde işe başladı. Sonra Aksiyon dergisi için İstanbul’a gelince yollarımız yine kesişti. Mesafeler çok uzaktı ama biz fırsat buldukça dertleşirdik.

İbrahim abi Zaman’da gece amiri olduğunda AKP’nin en hızlı dönemleriydi. Ekonomi canlanmıştı, AB sürecinde hızla mesafe alınıyordu. Biz de o zaman yapılanları alkışlıyorduk. İbrahim abi bu süreçte de temkini elden bırakmadı. Hep temel insan haklarına saygıyı hatırlatıyordu bize. Ne demek istediğini daha sonra anladık.

15 Temmuz sonrası ilk gözaltına alınanlardan oldu İbrahim abi. Uzun süre haber alamadık kendisinden. İşkencenin en ağırına uğradığını, ana sütü kadar helal mallarına el konduğunu. Hatta ziyaretten dönen eşi ve çocuklarını taşıyan arabanın yolda gasp edildiği haberini aldık. İnsanlık onurunun ayaklar altına alındığı bu süreçte kendisini görme imkanımız olmadı. Eşinden aldığımız haberlere göre İbrahim abi o müstağni tavrından bir adım geri atmamış. Aksi mümkün değildi zaten…

Ama haksızlıklar bitmedi. İbrahim Abi’nin öğretmen kızı da tutuklandı. Eşi Gülay Hanım’ın “Ben kızının tutuklandığını nasıl söyleyeceğim” diye gözyaşı döktüğünü duyduk. Her sıkıntısında İbrahim Abi’nin kapısını çalanlar ise tüm bunlar yaşanırken “dilsiz şeytanı” oynamaya devam ediyorlar.

12 Eylül döneminde işkence gören bir devrimcinin “İşkencenin acısı geçer ama ihanetin asla” dediğine şahit olmuştum. Düşünüyorum, İbrahim abi kendine işkence edenleri, yarın bir yerde mahzun ve mazlum görse ilk el uzatacak kişidir. Çünkü o, İslam’ı insanlık bilmiş, samimi bir mü’mindir.

SELİM HELVACI