Türkiye’nin çok yakından tanığı bir rock sanatçısının, Haluk Levent’in borç-alacak davası haciz aşamasına gelmiştir. Halil İbrahim Balta, alacaklı şahsın avukatı ile irtibat halindedir. Haciz işlemi sanatçının vereceği konser sırasında gerçekleşecektir. Konsere gider ve ‘Konser sırasında haciz şoku’ başlığı ile haber sadece Zaman gazetesinde çıkar. Çünkü akşam geç vakit olmasına rağmen gazetecilik jargonunda atlatma haberi son baskıya yetiştirmiştir.
Diğer gazeteler bu olayı bir gün sonra verecektir. İbrahim’in gün boyu “Sadece bizim gazetede var.” diyerek gururlanmasını dün gibi hatırlıyorum…
Halil İbrahim Balta, İstanbul Silivri Cezaevi’nde bir yıldan bu yana demokrasi bedeli ödeyen onlarca gazeteciden biri. Niçin hapiste? Bunu onu tanıyan pek çok arkadaşım gibi ben de çok düşündüm. Gerçi on binlerce insan içi boş dosyalarla hapishanelere doldurulmuşken bu soru biraz abes olsa da yine de bir cevabı hak ediyor.
Ekonomi muhabiriydi ve 17/25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet soruşturması sonrası yaptığı haberler nedeniylede -bildiğimiz kadarıyla- bir tabikata uğramamıştı. Sadece bir ilginç biy olay olmuş, Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’nın arandığı süreçte birkaç kez gece ev dönüşü arabası polisler tarafından durdurulmuştu. İbrahim, bu süreçlerin çok dışında bir isimdi. Eğer polisler onun geceleri ekonomi servisinin nöbetçisi olduğunu, eve genelde gece yarısından sonra gittiğini bilseydi başına bunlar gelirmiydi bilinmez.

İÇİNDE SHERLOCK HOLMES SAKLIYDI

Gazeteciliğe 1992 yılında aynı serviste başladığım Halil İbrahim Balta benim gizli kahramanlarımdandı. Bir haberle alakalı aklıma takılan sorular olursa danıştığım ilk isimlerden biriydi.

Kelimenin tam anlamı ile gecelerin adamıydı. Gerçi gece kuşu olduğu için gazeteye erken gelememe gibi müzmin bir alışkanlığı vardı. Ancak akşamları nöbetçi olmasa da küçük bahanelerle saatlerce kurumda kalır, internette o haber senin bu haber benim dolaşırdı.

İlgi alanı sadece ekonomi ile sınırlı değildi. Magazin haberlerinin de sıkı takipçisiydi. Bir haberin hangi gazetelerde çıktığını, kimin atlatma haber yaptığını bilecek kadar meraklıydı. Reina’ya, Leila’ya, Su Ada’ya en çok uğrayanlardan biriydi. Sadece haber yapmakla kalmaz, gece hayatının ünlüleriyle dostluklar kurar, güven ilişkisi geliştirirdi. Herkes bilirdi ki, İbrahim yalan haber yazmaz, uydurma gündemler peşinde koşmaz.

Her olaya diğerlerinden farklı bakış açısı getirme gibi, akıllı yöneticilerin çok hoşuna gidecek bir özelliği vardı. Süreçlere getireceği açılımı önceden tahmin etmeniz mümkün değildi. Sürpriz bağlantılar kurar, herkesin çok sıradan gördüğü hâdiselerden bile sıradışı analizlere ulaşırdı.

O sessiz sıradan görünümünün ardında bir Sherlock Holmes saklıydı. Bunu onunla uzun süreli bir dostluk yaşamadan pek anlayamazdınız. Kurt bir gazeteciydi, analizlerinde belki bazen abartı olurdu ama isabet yüzdesi çok yüksekti.

Onun uzun süre editörlüğünü yapan bir dostum geçenlerde benzer bir tespitte bulunmuştu. Haber toplantısında onun değerlendirmeleri sebebi ile birçok haberin sunumunu değiştirdiğini anlatıyordu.

Gazeteciliğinin en verimli dönemindeydi, pek çok kişinin kariyer anlamında hakettiği yerde olamamak gibi müzmin şikâyet hali İbrahim’de yoktu. Bazılarını hayata küstüren olaylar onun semtine uğramazdı. Yeni kurulan bir gazetenin ekonomi editörlüğüne ismi geçmiş, bir sebeple olmayınca sadece küçük bir serzenişini hatırlıyorum, o kadar…

HAYATI YALIN YAŞARDI

Senelerce ona bineklik yapan bir arabası vardı. Arabanın dış boyaları atmış, koltukları yıpranmış, silecekleri doğru dürüst çalışmazdı. Arabanın dış yüzeyinde kurşun deliği gibi gibi dışarıyı gösteren boşluklar vardı! Satsa satamaz yani. Araba mezarlıklarında bile daha iyisini görmüşlüğüm vardır.

Bir keresinde yağmurlu bir günde arabasına binmiştim. Silecekler çalıştığında görüş mesafesi azalıyordu. “Beni istediğim yere götürüyor” der ve hiç gocunmazdı. Hayatı olduğu gibi kabul etmeyi abartmış bir tarafı vardı. Yalın yaşardı. En son eşi ve çocuklarının ısrarı ile uzun vadeli taksitle bir Cady aldığını biliyorum.

ONUN İÇİN ÖNCE HABER VARDI

İbrahim derviş ruhlu olmakla tam bir muhalif olma arasındaki gidiş gelişi en iyi temsil edenlerden biriydi. Göründüğünden daha fazlasıydı. Onun bu iki yönünü farkettiğinizde şaşkınlık yaşardınız. Tuhaf bir dahilik sınırındaydı diyebilirim.

Görüşlerinden ve yaşam tarzından ödün vermezdi. İnanmadığı bir iltifatı amiri dahi olsa kimse için yapamazdı. Zaman kapatılmadan bir süre emlak editörlüğü yapmıştı. Emlak sektörü ekonomi muhabirleri arasında otomobil sektörü ile birlikte en rahat alanlardan biri kabul edilir. Lansmanlara katılmak, projelerin tanıtımını yapmak gibi iki temel misyonu vardır.

GAZETECİLİK EŞİTTİR SORU SORMAK

Ama İbrahim, emlak editörlüğünü de polis-adliye muhabirliği gibi yapıyordu! Her projenin zayıf yönlerini takip eder ve toplantılarda mutlaka ilgilisine sorardı. Gazeteciliğin esası da soru sormak değil midir? Bu hasleti bazen reklam servisi tarafından eleştirilse de İbrahim doğru bildiğinden şaşmazdı. Hatta reklamcıların şefine gidip ‘İbrahim toplantıda öyle bir soru sorduki bizim alacağımız reklamı sıkıntıya soktu’ diye şikâyet ettiğini bilirim.

Bu şikâyetler onun da kulağına gidiyordu ama o müteahhitlerin korkulu rüyası olmaya devam etti.

Halil İbrahim Balta bir yıldır cezaevinde. Onu çok seven eşi ve dünyalar güzeli üç kızı var. Haksız yere tutuklanan bütün gazetecilerin aileleri gibi onlar da özgürlüklerine, mesleklerine kavuşacakları günü hatırına sabırlı bir bekleyiş içinde.

Seneler gözümün önünden geldi geçti. İbrahim’i diğer dostlarımı hatırladığımda burnumun direkleri sızlıyor. Hapse girmeden önce kilo problemi yaşıyordu. Ailesinden öğrendim ki en az 20 kilo vermiş hapiste. Sevineyim mi karar veremedim…