Sıcak paranın ideolojisi var mıdır? Herşeyin arz talep eğrisi ya da reel getiri ile açıklanabildiği şeffaf bir piyasada böyle bir soru abes karşılanabilir. Ama sürekli format atılan bir coğrafyanın parçasıysanız, hele sınırların değişeceği yeni devletlerin kurulmasının masada olduğu bir zaman diliminin tam ortasındaysanız sıcak paranın operasyonel gücünü inkar edemeyiz. Yani yeni dünya düzeninde sadece IMF’ye bakılarak küresel nizamın tarifinin yapılması kolaycılığı çoktan demode oldu.

Daha somut bir örnekle açıklamaya çalışalım: Türkiye olağanüstü süreçlerden geçerken yaşanan anormallikleri mevcut iktisadî verilerle izah etmekte zorlanıyoruz. Ülke çok uzun olmayan demokrasi tarihinin en büyük buhranlarından birini yaşarken, Avrupa Birliği’ne üyelik perspektifimiz hiç olmadığı kadar zayıflamışken, yatırım kriterlerinin ilk sırasına yazılan reyting değerleri yerlerde sürünürken NATO’ya üyeliğimiz bile sorgulanırken ve bölgede olası savaş senaryolarının en kuvvetli adaylarından biri olmuşken en korkak en tırsak sermaye olarak adlandırılan sıcak paranın hâlâ elini kolunu sallayarak Türkiye’ye gelişini nasıl izah edeceğiz? Bu satırları yazarken BIST 100’e baktım 104 bin 548’i gösteriyordu. Bu kadar badireden sonra endeks 50 bin olsa hiçbir ekonomistin şaşırmayacağı bir ortamda borsa, tarihi rekorunu kırıyor. Yok böyle bir ekonomi!…

Sıcak parayı teknik tarifine girmeden kısaca faiz ve borsadan istifade için gelen para diyebiliriz. Bu para resmî kayıtlarda iki başlıkta tanımlanıyor: Legal olanları portföy hesaplarında, kaynağı belirsiz para girişleri ise hata noksan hesabında görünüyor. Analizciler genelde hata noksan hesabını kaynağı belli olmadığı için problem görürler ve hedef tahtasına koyarlar. Doğrudur, ancak portföy yatırımları da bir o kadar gizemlidir.

Sıcak para tabiî TIR’larla değil, uluslararası fon şirketleri üzerinden gelir ama bu fonlarda gökteki Süreyya yıldızı değildir. O fonları oluşturan şirketler ya da kişisel servetler olmak zorundadır. Kimdir bunlar, belki silah ya da eroin tüccarlarının parasıdır, belki bir x ülkesinin y ülkesine dönük planlarını gerçekleştirdiği operasyonel paradır, belki bıyıklı sermayedir bilemeyiz.

Yine bu trilyonlarca dolar tutan sıcak sermaye içinde ne kadarının yatırım kararlarını alırken kâr elde etmenin dışında kendilerini motive eden başka unsurlara sahip olduğunu ortaya koymak nerede ise imkânsız. Ama bu onların olmadığı anlamına gelmez! Örneğin Kuzey Afrika ve Ortadoğu’yu içine alan Büyük Ortadoğu Projesi devletlerin en üst temsilcileri tarafından ifade edilerek resmiyet kazandırılmış bir master plan. Birkaç yıldır Ortadoğu’da bu planın ete kemiğe bürünmüş süreçlerini yaşıyoruz. Bu planın bir finansmanı, planı uygulayan siyasi iradelerin alacakları riskleri azaltacak koruma kalkanları olmak zorunda.

Şimdi derleyebiliğim birkaç sıradışı istatistiği paylaşmak istiyorum.

-2002 yılında AKP iktidara gelmeden önce Türkiye’den 758 milyon dolarlık kaynağı belirsiz para çıkışı olurken, 2003’te tam 4 milyar 489 milyon dolarlık giriş oluyor.

-15 Temmuz darbe denemesinin ardından Türkiye’den 4 haftada çıkan paranın miktarı -sıkı durun- 430 milyon dolar. Böylesine büyük bir fay hareketi için çok çok küçük bir miktar.

-Türkiye’nin demokrasi ekseninin yerinden oynadığı 2014 yılında piyasaya giriş yapan kaynağı belirsiz sıcak para 14 milyar dolar.

-Kaynağı belirsiz para girişlerinin özellikle cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler ile referandum öncesinde dikkat çekici şekilde artmasıda ayrıca not edilmeli.

-Ekonomi yazarı Abdurrahman Yıldırım’dan ödünç aldığım bir veriye göre ise özellikle 2017’nin 7 aylık döneminde sıcak parada olağanüstü bir sıçrama var. Toplam sıcak para miktarı 30,3 milyar dolarlık artışla 80,7 milyar dolardan 111 milyar dolara yükseliyor.

-Evet, sıcak para akışlarında artış varsa ekonominin diğer öğeleri negatif olsa da herşey yolunda izlenimi verebilirsiniz. Bütün pislikleri yok etmek yerine halının altına süpürürsünüz. Ancak sıcak para çıkışı olduğunda ise bu sefer ekonomik göstergelerin normal olanları bile anormal tepki verir.