Bazıları yeni duymuş gibi yapsa da offshore bankacılığı uzun yıllardan beri var ve uluslararası sistemin tanıdığı tamamen yasal bir sistem. Önceleri diktatörlerin, petrol şeyhlerinin, silah tüccarlarının ve uyuşturucu mafyasının paralarını saklamak için İsviçre yetiyordu. İsimsiz numaralı hesaplar, illegal yoldan kazanılan paraları tertemiz yapıyordu! Ancak iş sadece saklamaktan çıkıp hem vergi vermemek hem de serveti piyasada çalıştırmak olunca oyuna yeni kurallar eklendi. Faaliyetlerini küçük küçük adalarda gerçekleştiği için birebir tercümesi ‘kıyıdan uzakta’ şeklinde yapılan (galat-ı meşhure kıyı bankacılığı deniliyor) offshore hesapların doğmasının temel sebebi buydu. İnsan vücudu nasılki kalp beyin göz kulaktan oluşmuyor. Kalın bağırsak ve ince bağırsak gibi kulağa hoş gelmeyen organları var. Bu organların vücudun diğer organlarını zehirlememesi ve görevini sürdürmesi için vücutta ciddi bir izolasyon sistemi mevcut. Onun için biz içerideki nahoş kokuyu dışarıda hissetmiyoruz. Ama içeride biriken gaz ve posalarında dışarı atılması gerkir. İşte uluslararası sistem hem temiz parayı korumak hem de kara paranın takibini yapıp onu sistemin içine enjekte etmek için offshore bankacılığını oyuna dahil etti. Ancak bu meret şişede durduğu gibi durmadı!

Son açıklanan Paradise belgelerinde Başbakan Binali Yıldırım’ın oğullarının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadının dışında pek çok ülke ve şirket ismi geçiyor. Örneğin Almanya’nın kamuya ait ya da kamunun hissedar olduğu şirketlerinde offshore hesapları çıktı. Alman basının hesabına göre Almanya’nın vergi kaybı 17 milyar dolar gibi bir rakam. Yani bir kamu şirketi de vergi kaçırmak için paravan şirket kurmuş. Almanya Vergi Dairesi, Paradise belgeleri üzerine yaptığı açıklamada sürecin tamamen yasal olduğunu söyleyerek tartışmaya son noktayı koydu. Ortada ne suç vardı ne de suçlu. Yasal yollardan vergi kaçırmanın suç olduğu nerede görülmüş! Görüldüğü gibi herkes herşeyin farkında. Dünyanın bütün büyük şirketlerinin offshore hesapları var. İngiltere Kraliçesi’nin ve ABD Başkanı Donald Trump’un da. Aslında tam da “biz neyi tartışıyoruz, dağılabilirsiniz.” dedirten bir ahval.

Peki başta medya olmak üzere bu kadar insan niye rahatsız ya da neye itiraz ediyorlar? Evet belki kıyı bankacılığına yasallık noktasından baktığımızda elimiz boş dönebiliriz. Ahlakî sorumluluklar açısından ise izaha muhtaç pek çok soru işaretleri var. Örneğin geçen sene İzlanda devlet başkanı, Panama’da offshore hesapları çıkınca baskılara dayanamayıp istifa etmek zorunda kalmıştı. Yani yasal ama etik değil! Buna rağmen hiçbir ülkenin bu hesapları inceleme ve hesap sorma yetkisi yok. Onun için bir savcı çıkıp offshore hesaplara kamu davası açamıyor ve açmadı. Türk siyasetçilerin damatları ve evlatları bunu bildikleri için ellerini kollarını sallayarak kazandıkları servetleri kıyı bankalarına aktarıyorlar. Eğer Panama’daki gibi bir sızıntı olmazsa izlerini siliyorlar ve vergi vermekten kurtuluyorlar.

Ülkelerin ve istihbarat örgütlerinin rutin dışı işlemlerini kıyı bankaları üzerinden gerçekleştirmesinin haricinde offshore hesapların gözden kaçan çok önemli bir misyonu da rüşvet paralarını kamufle etmesi. Kamudan ihale alan ve yurt dışında faaliyette bulunan firmalar işlerini yürütmek için büyük miktarlarda rüşvet vermek zorunda kalıyorlar. Bu paralar ülke içinden değilde Cayman adasından transfer edilince denetim olmadığı için hiçbir sorunla karşılaşılmıyor.

Demem o ki offshore hesaplardan şikâyet etmek en azından şu an kurulu nizam için pek bir anlam ifade etmiyor. Çünkü kuralları hâlâ büyük patron yani kapital belirliyor. Ortaya dökülen belgeler sadece bilgimizi artırıyor. Devletler, karteller, servet sahipleri hatta vergi daireleri bile hallerinden memnun.