Bütün gece uyumanıza rağmen sabahları hâlâ yorgun olarak uyanıyorsanız yalnız değilsiniz. Uzmanlara göre bunun nörolojik bir açıklaması var.

Ohio State Üniversitesi’nden nöroloji ve psikoloji profesörü Gary L. Wenk bunu şöyle açıklıyor: Uyanmadan birkaç saat önce zamanımızın çoğunu REM uykusunda, rüya görerek geçirmiş oluyoruz. Rüya görürken beynimiz çok aktif oluyor ve ATP adlı enerji moleküllerini büyük oranda tüketiyor. ATP’deki “A” harfi adenozin anlamına geliyor. Uyurken adenozin üretmek ve tüketmek metobolik aktivitenin bir parçası. Beyindeki adenozin oranı arttıkça rehavet hali de artıyor. Yorgun kalkıyoruz çünkü beynimizde rüya gördüğümüzde biriken adenozin adeta bir yığına dönüşüyor.

Nasıl ve ne zaman uyuduğumuz da etken 

Wenk’e göre kimin yanında uyuduğumuz da uykumuzun kalitesini değiştiriyor. Ayrıca geç yatan insanlar gün içinde zihinsel ve fiziksel olarak öğleden sonra daha iyi performans gösterebiliyor. Ancak geç yatanların uyku eksikliğinden, gün içinde işlev bozukluğundan ve uyku kaynaklı anksiyeteden en çok muzdarip kişiler olduğu belirtiliyor.

Yatmadan önce şekerli bir şeyler yemek de iyi bir uyku için tavsiye ediliyor. Yemek yedikten sonra uykumuzun gelmesinin sebebi de bu.

Uyku beyni arındırıyor

Bilim insanları neden uyuduğumuzu henüz bulamamış olsalar da, günde 6 ile 8 saat arasında uykuya ihtiyacımız olduğu konusunda görüş birliğindeler. Çünkü uyku eksikliği günlük faaliyetlerimizin kalitesini düşürüyor, konsantre olmamızı zorlaştırıyor. Az uyumak hafızamızı da olumsuz etkiliyor.

Uzmanlara göre aşırı uykusuzluk halüsünasyonlara bile sebep olabiliyor ve bağışıklık sistemi hastalıkları, kanser, metobolik sendrom ve depresyona da davetiye çıkarıyor. Bunun nedeni uykunun beyni toksik proteinlerden arındırma işlevi de görmesi.