ABD Doları’nı 3,50-3,55 TL bandına indiren iki faktör vardı. Evvela piyasadaki oyuncular ABD Merkez Bankası (FED) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) başta olmak üzere dünyanın önde gelen merkez bankalarının para musluğunu kısmakta kararlı olduğunu kabullenmek istemediler. Türkiye özelinde de Merkez Bankası’nın (TCMB) faizleri sessiz sedasız yüzde 8,25’ten yüzde 12,25’e çıkarması TL’ye teveccühü artırdı.

Bir tarafta ‘FED dolar faizini daha fazla yükselmez ve likiditeyi kısmaz’ vehmi ile hareket eden sıcak paranın baronları, diğer tarafta bunlara bol kazanç sunan Türkiye… Arz ve talebin kesiştiği günlerde, mayıs-haziran döneminde dolardan TL’ye geçişler oldu.

SICAK PARA ONDA BİRE DÜŞTÜ

Ekonominin gürül gürül olduğu günlerdeki kadar olmasa da yabancıların TL nevinden hisse senedi, bono ve tahvil alması döviz kurunu 3,50-3,55 bandına çekti. Dövizi yüksek fiyattan bozdurup yüksek faizli TL’ye geçtiler. Türkiye 2013’e kadar AB reformları ve hızlı büyüme hikâyesi ile ayda 10 milyar dolar portföy yatırımı çekiyordu. Artık 1 milyar dolara hasret kalındı.

Şimdi bu eğilim tersine döndü. FED ve ECB’nin faizleri artırmaya devam edeceği ve 2008 krizinden bu yana şişen bilançoların küçültüleceği artık su kadar berrak. Yatırımcıların likidite sıkışıklığında ilk terk edeceği pazarlar, maalesef Türkiye gibi döviz açığı olan piyasalardır.

SİYASÎ VE JEOPOLİTİK RİSKLER HENÜZ HESAPTA YOK

Paranın rotasında sıfır siyasî ve jeopolitik riski olanlar için bile ciddi riskler mevcut. Türkiye için böyle bir avantajdan bahsedilmesi maalesef mümkün değil. Daha iki gün evvel Avrupa Parlamentosu’nda (AP) kahir ekseriyetin ‘evet’ reyi ile hepimizi mahcup edecek bir karar alındı: 16 Nisan referandumunda kabul edilen Anayasa değişiklikleri AB değerleri ile bağdaşmıyor. Bunlar uygulamaya geçtiğinde Türkiye ile AB’ye üyelik müzakereleri askıya alınsın.

Brüksel için Avrupa Konseyi ve AB Komisyonu kadar etkili bir merciden gelen bir karara Başbakan Binali Yıldırım’ın ‘yok hükmündedir, iade ediyoruz’ demesi müzakere masasında züğürt tesellisinden öteye geçirmez.

AB İLE RESTLEŞMENİN BEDELİ AĞIR OLUR

Türkiye için AB çıpasının ortadan kalkması tek kelime ile felaket olur. İhracat, turizm ve doğrudan yatırımlar başta olmak üzere hemen her sahada en büyük destekçimizi, pazarımızı kaybetmenin altından kalkamayız. Böyle bir durumda Gümrük Birliği’nden de çıkarılmamız şaşırtıcı olmaz.

Hâlâ, “Türkiye’nin gidecek başka yolları var.” diyenler o yolların çıkmaz sokak olduğunu birkaç saatte öğrenir öğrenmesine de işten geçer, hepimize yazık olur. AB teminatını arkasına alıp gelen yatırımcı AB yolculuğu bitmişse niye kalsın Türkiye’de?

Türkiye’de demokrasi ve insan haklarında geriye gidişin hemen her kesimi içine alan bir girdaba dönüştüğünü görmeden dolar ve Euro’nun artmasının sebepleri tam olarak ortaya konulamaz.

Gülen Cemaati’nin maruz kaldığı hukuksuzluklara sessiz kalınmasaydı CHP’den HDP’ye, gazetecilerden akademisyenlere kadar her siyasî görüş ve kesimden insanın mağduriyetleri de baştan engellenebilirdi. İktidarın yasama, yargı ve medya üzerindeki ağır vesayetinden kurtulmadan Türkiye’de ekonominin toparlanması, TL’nin kalıcı olarak kıymetli hale gelmesi mümkün değil.

DÖRT SENEDİR AYNI MANZARA

“Doların biraz gerilediği son birkaç ayda da bu hukuksuzluklar vardı.” diyenler olabilir. Sıcak paradan beslenen köpek balıkları için demokrasi ya da insan haklarının önceliği yok ki! Kan kokusunun geldiği yere akın ederler, aynı süratle de bölgeyi terk ederler.

Türkiye dünyada dolaşımdaki dövizlerin kısa süreliğine uğrak yeri olmaya razı ise 2013’ten bu yana maruz kaldığı o sara nöbetlerini andıran kasılmalara yaşamaya da alışmalı. Sıcak para geldiğinde geçici bir sevinç ve huzur, gittiğinde beynin oksijensiz kalması hali… Bir uçtan öbürüne, yürüyen ölü ahvali.

TL GÜVENLİ LİMANSA BANKALARDAKİ 165 MİLYAR DOLAR NE!

FED faizleri artırdıkça Türkiye’den döviz çıkacak. Bunu bilenler Ocak 2017’den bugüne kadar 20 milyar dolar topladı. Bankalardaki döviz hesaplarının tutarı 145 milyar dolardan 165 milyar dolara çıktı. O dolarlardan bir kısmı bozdurulursa kur 3,60 TL civarında biraz mola verir. Ancak arkası gelir yükselişin.

OHAL’de rutinleşen baskı ve şiddet atmosferi, Suriye ve Katar eksenli riskler ABD’den gelen faiz artışı kararlarının tuzu biberi olacak.

Günü birlik yaşayanlar ‘dolar 3 TL’ye inecek’ tacirlerine itimat edebilir! 3,50’nin altı bile Kaf Dağı’nın ardındayken afakî rakamları telaffuz edenler ya çok saf ya da milletin elindeki dolarları satması için ‘cambaza bak’ numarası çekiyorlar.

KONUT PARA ETMİYOR, TOPLA DOLARLARI!

 Ne de olsa şehirleri beton çölüne döndüren o ucube konutlar, rezidanslar artık prim yapmıyor. Konut fiyatları paldır küldür düşüyor. Konutta reel fiyatlar en az 5 sene geriye gitti. Herkes kuyruğu dik tutmaya çalışsa da arşın burada.

O birileri için bugünlerde halka çaktırmadan dolar toplamak en kârlı yatırım gibi görünüyor. Kur yukarı gideceğine göre bu seviyelerden almak en iyisi!

Dolar alanın yandığı şu ana dek görülmedi. Fakat dolar bozduranların halini ne siz sual edin ne de ben söyleyeyim.

Türkiye OHAL çölünün ortasında elinde 1 milyar doları olan birilerinin malî operasyon çekebildiği açık bir hedef haline geldi. Bu acı hakikati kabullenmeden yatırım planı yapmak, döviz bozdurmak tek kelime ile macera olur.

Hatırlamakta fayda var: 1 ABD Doları Temmuz 2016’da 2,95 TL idi. Düştü dedikleri 3,50 seviyesi algı ile olgu arasındaki farkı ispat ediyor. Bir senede yüzde 20 artan dolar nasıl olur da düşer! Anlamak isteyenlere…

Alıştıra alıştıra develüasyon müptelası olduk.