Reza Zarrab, Hakan Atilla’nın avukatı Cathy Fleming’in çapraz sorgusundan sonra savcının sorularını cevapladı. Zarrab, 17 Aralık 2013 operasyonundan sonraki süreçte İran ticaretine kaldığı yerden tekrar devam etmesi için Berat Albayrak’ın aracılık yaptığını söyledi.

Reza Zarrab’ın savcılığın soruları üzerine  Türkiye’de iken avukatlarından biri ile yaptığı mesajlaşmalar da gündeme geldi. Savcılığın Zarrab’a hapisten çıktıktan sonra yeniden Halkbank ile çalışıp çalışmadığını sorması ile ilgili olarak gösterilen bu mesajlara göre, Zarrab, ‘Selamünaleyküm, var mı bir gelişme’ diyor. Avukat  ‘Aleykümselâm, evet. Damat bu iş mutlaka yapılmalı demiş’ mesajı üzerine savcılık damadın kim olduğu sorusuna Zarrab, ‘Berat Albayrak, Türkiye Enerji Bakanı, o dönem bakan değildi’ diye yanıt verdi.

Avukat’ın mesajı, ‘BB ile görüşüp, Genel Müdürü de çağırıp, başlayın diyeceklermiş’ diye sürmesi üzerine savcılık ‘Bu ne demek’ diye sordu. Zarrab, ‘Başbakanla görüştüğünü söylüyor. Genel Müdürü de çağırıp, başlayın diyecekmiş’ yanıtı verdi. Bu arada devreye giren Yargıç Richard Berman’ın, ‘BB ne demek’ diye sorması üzerine Zarrab ‘Başbakan’ dedi.

Mesajlara göre, Halkbank yeni Genel Müdürü Ali Fuat Taşkeskinoğlu’nun ‘ikili oynadığını’ söylemesinin ardından avukat da ‘Ne olup bittiğini ben de tahmin ediyorum ama inşallah Genel Müdür karşısında sen galip olacaksın’ karşılığını veriyor.

Zarrab bu dönemde eski sistem üzerinden Halkbank ile İran ticareti için yeniden çalışmaya başladığını anlattı ve Halkbank ekibi içinde Hakan Aydoğan, Hakan Atilla ve Ali Fuat Taşkeskinoğlu olduğunu söyledi.

HAİN İLAN EDİLDİM, MAL VARLIKLARIMA EL KONULDU

Duruşmada, Türkiye’de Zarrab’ın malvarlıklarına el konması da gündeme geldi. Savcılık, Zarrab’a Türkiye’de lüks evi, yatı ve tomarca paralarla çekilmiş fotoğraflarını gösterdikten sonra,  ‘Bunlara şu anda erişiminiz var mı’ diye sordu. Zarrab bu soruya, ‘Türkiye Cumhuriyeti hepsine el koydu. Benim haricimde hayatımda karşılaşmadığım 18 kişinin daha malına el kondu. O isimlerin arasında yeryüzünde varlıklarından haberim olmayan isimler var’ diye yanıt verdi.

Mal varlıklarına neden el konduğunun sorulması üzerine ‘Hakkımda soruşturma açılmış’ diyen Zarrab, ‘neden?’ sorusuna da ‘Herhalde işbirliği yaptığım için. Ben de tam olarak anlamadım’ dedi. Zarrab başka bir soru üzerine, tanıklık sandalyesine oturduğunun ertesi günü malvarlığına el konduğunu söyledi.

‘Cezaevinde saldırıya uğradım’

Savcılığın federal cezaevinden neden çıkarıldığı sorusunu da yanıtlayan Zarrab, cezaevinde bıçaklı saldırıya uğradığını, işbirliği yaptığı için kendisini öldürme talimatı verildiğini öne sürdüğü başka bir mahkumun kendisine bıçakla saldırdığını söyledi. Zarrab, ‘Cezaevinde beni bıçaklamak isteyen şahısla burun buruna geldim’ dedi.

Kendisinin yanı sıra ailesinin de güvenliğinden de endişe duyduğunu belirten Zarrab, ‘Tanıklık yapmazsam tehditler olmayacaktı’ dedi.

Yargıç Berman, Zarrab’a Atilla’nn avukatlarından Cathy Fleming’in ‘Şu an cezaevinde misiniz’ sorusuna yanıt vermek zorunda olmadığını söyledi.

Zarrab, savcılık sorgusunda  kendisine karşı tanıklık ettiği Hakan Atilla’nın, İran’ın ödemelerini yapmakta olduğu paraların İran Ulusal Petrol Şirketi’ne ait olduğunu bildiğini söyledi. İran Petrol Bakanlığı yetkilileri ile yaptıkları bir toplantıda Süleyman Aslan ve Hakan Atilla’nın da bulunduğunu ifade eden  Zarrab, Atilla’nın hayali gıda ticaretinde kullanılan gemilerin tonajları ve yüklendiği gösterilen gıdaların ağırlıklarının uyumu konusunda kendisini uyardığını da belirtti.

Zarrab, ‘Zafer Çağlayan’a ödediğiniz rüşvet paraları nerden geliyordu’ sorusuna verdiği yanıtta, ‘İran ile yaptığım ticaretten aldığım komisyon paralarından’ dedi, ‘Bu ticaret Halkbank aracılığıyla mı gerçekleşiyordu?’ sorusuna da ‘Evet efendim’ karşılığını verdi.

Zarrab, savcılığın bir başka sorusu üzerine, kayıtlara göre Zafer Çağlayan’a ilk ödemeyi 19 Mart 2012’de yaptığını söyledi ve ‘Zafer Çağlayan’a verdiğiniz kol saati rüşvet miydi?’, ‘Çağlayan’a v erdiğiniz piyano rüşvet miydi’ sorularını da ‘Evet’ diye yanıtladı. Zarrab sorgunun ardından, kürsüden inerek salondan ayrıldı. Daha sonra tanık olarak dinlenen özel FBI ajanı, Hakan Atilla’nın göz altına alındığı sırada David Cohen ile görüşmek istediğini aktardı. FBI ajanının salondan ayrılmasından sonra tanık kürsüsüne eski CIA Direktör Yardımcısı David Cohen oturdu. Şu anda avukat olan Cohen ABD Hazine Bakanlığı’ndan önce Terör ve Mali İstihbarat Müsteşarı olarak çalıştığını aktardı. Savcının soruları üzerine Cohen, Halkbank yetkilileriyle Ankara’da ve İstanbul’da bir araya geldiğini söyledi. Cohen, OFAC’ın (ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi) çalışma şeklini ve uyguladığı düzenlemelerin yapısını anlattı.

İŞTE O BELGELER

Reza Zarrab’ın tanık olduğu, Halkbankası Genel Müdür Yardımcısı M. Hakan Atilla’nın yargılandığı ’ABD Atilla’ya karşı’ davasında ses tapeleri, bazı banka kayıt ve  dökümleriyle, dosyaya giren kişilerin fotoğrafları basınla paylaşıldı.  Reza Zarrab’ın itiraflarının ikinci gününde anlattığı Başbakan Tayyip Erdoğan’dan izin aldığı, dönemin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ndan olur aldığını anlattığı Abdullah Happani ile konuşma tapelerinde ilginç detaylar yer alıyor. Zarrab “Süleyman Aslan, para istiyordu, Aslan’a rüşvet verebilmek için Zafer Çağlayan’dan onay almam gerekiyordu” dediği duruşmada dinletilen ses kayıtlarının tam dökümü tam bir skandalı ortaya koyuyor.

FBI’ın mahkemeye sunduğu deliller arasında yer aldığı tahmin edilen bu tapelerde Zarrab, yakın adamı Abdullah Happani’ye, Ankara’ya yaptığı ziyareti anlatıyor.  Happani’nin Zarrab’a Ankara’ya gitme sebebini sorduğu soruya Zarrab, “He he, Ziraat Bankası ile Vakıf’a da okey  aldım, onlar da başlayacaklar. İran işi burda hareketlenecek.” diyor.Happani’nin “İnşallah ya, süper valla” sözlerinin ardından Zarrab, “Ziraat’la Vakıf’a da Başbakan emir vermiş.” cevabını veriyor. Zarrab, 3 milyar Euro paranın beklediğini anlatıyor.

Zarrab’ın ifade verdiği ikinci günde Zarrab, “Aslan’a sürekli uyarı geliyordu. Amerika’dan, ABD’nin İran’la ilgili işlemlerden duyduğu kaygılarla ilgili uyarılardı. Aslan’ın ‘içim rahat değil’  demesini ‘para istiyor’ şeklinde yorumladım ve bankadan çıkıp Abdullah Happani’yi aradım. ‘Tıpkı Zafer Çağlayan gibi bu da para istiyor’ dedim.” şeklinde yaşananları özetlemişti..

İşte o tapeler: